0 212 639 00 10pedagojiokulu@gmail.com

BEN ALGISI NEDİR?

BEN ALGISI NEDİR?

Adamın biri kendini arpa zannediyormuş. Bu yüzden tavuklardan ve kuşlardan çok korkuyormuş. Nerede bir tavuk görse kaçıyor, kuş görse saklanıyormuş…

Artık bu durum çekilmez bir hâl alınca, adamcağız bir psikologla görüşmeye karar vermiş.

Durumunu anlatmış uzmana.

Psikolog, “Siz hiç merak etmeyin, ben size yardımcı olacağım.” demiş.

Adam bir süre uzmana gitmiş-gelmiş ve adım adım kendini iyi hissetmeye başlamış…

Son seansta psikolog adama sormuş: “Kendinizi hâlâ arpa gibi hissediyor musunuz?”

Adam gülmüş: “İlahi doktor, o günler artık geçmişte kaldı. Kendimi dört dörtlük insan hissediyorum.”

Adam teşekkür etmiş uzmana ve vedalaşarak ayrılmışlar.

Adam tam dışarı adım attığında içine bir korku düşmüş, koşarak tekrar psikoloğun yanına gelmiş, nefes nefese: “Hocam, bir şey sormayı unuttum… Ben artık kendimin arpa olmadığını anladım da bunu kuşlar ve tavuklar da biliyorlar mı?”

Kişinin kendisini nasıl algıladığına “Ben Algısı” denir… Bu algı, çocukluk döneminde edinilir.

Çocukluk döneminin geçtiği ortam, çocuğa kendisi ile ilgili nasıl bir izlenim kazandırmışsa, o izlenim çocuğun ben algısını oluşturur.

Bir başka deyişle çocukluk dönemi kişinin aslında kendisinin “kim” olduğunu öğrendiği ve bütün bir ömür boyu üzerinde taşıyacağı kimliğini kazandığı dönemdir.

Örneğin, çocuk saygın bir çevrede yetişmiş, kendisine saygı duyan bir anne babanın varlığını her an yanında hissetmiş, konuştuğunda önemsenmiş, aile içinde bir yer edinmişse böylesi bir çocuğun ben algısı “saygındır” ve yetişkinlik yıllarını “beyefendice”, “hanımefendice” geçirme zeminini kazanmıştır. Böylesi bir kişi evlendiğinde eşinden saygı görmek ister, çocuğuna saygıdeğer davranmaktan keyif alır,

Ya da annesi evde “Salak mısın kızım sen!” demekten çekinmemiş, okulda öğretmeni “Hayret, nasıl oldu da ödevini yaptın!” diye aşağılamış, sokakta arkadaşları “Seni oyuna almayacağız” diye dışlamışsa, böylesi bir çocuğun ben algısı “değersizdir.” Yetişkinlik yıllarında değer görse de bu değeri anlamlandıramaz, bir yere koyamaz…

Kişinin kendi ile ilgili düşünceleri çocukluk çağından itibaren olumsuzca şekillenmeye başladığında bunun değiştirilmesi oldukça zordur.

Zira kişinin kendi ile ilgili izlenimleri, kişiliğin en derin parçasıdır.

Siz yıllarca kendini değersiz olduğuna inanmış birine “Aslında sen değersiz değilsin” deseniz ve hatta o kişiyi uzun iknalar ile kendisinin değerli olduğuna inandırsanız da bir süre sonra “Acaba benim değerli olduğumu herkes biliyor mu?” diye tereddütte kalacaktır.

Birçok anne baba, çocuklarına söylene söylene onları doğru yola eriştireceğini zanneder.

Hâlbuki olumlu da olsa, sözün çokluğu ben algısının bozulmasının en belirgin sebebidir…

Sürekli nasihat edilen çocuk, nasihate muhtaç biri olduğu izlenimi edinir.

Sürekli yanlışı düzeltilen çocuk, sürekli yanlış yaptığı hissini edinir.

Çocuk terbiyesinin özü, çocuğu sürekli ikaz etmek ve düzeltmek değil, onun kendisini iyi hissedeceği bir aile ortamı hazırlamaktır...

Yazarın 16 Kasım 2015 tarihli yazısıdır.


Yorumlar

Yorum Yap
0 Yorum

Oturum Aç

Hesabın yok mu? Kayıt Ol

Şifrenizi yeni bir tercih edilene sıfırlamanızı sağlayan bir bağlantı içeren bir e-posta alacaksınız.