adem-gunes
Arama Yap
İletişim Duyuru

Okullardaki cinsel eğitim çocuk ruh sağlığına zarar veriyor
 105

Okullardaki cinsel eğitim çocuk ruh sağlığına zarar veriyor

Geçenlerde bir okuyucum ailecek içine düştükleri zor durumu yazmış ve yardım istemişti. Mesaj aynen şöyle diyordu:  “Hocam kız kardeşimin sınıfında geçen hafta derste ‘insanların üremesi’ ile ilgili bir konu işlemişler ve kardeşim bir haftadır anne-babamla konuşmuyor. Odasından dışarı çıkmıyor. Ben neden böyle yaptığını sorduğumda ise ‘Annemden artık tiksiniyorum’ dedi.  Ne yapacağımı şaşırdım, annem ve babam da çok zor durumdalar, lütfen yardım edin.”

Böylesi mesajları her yıl tam da bu dönem mutlaka alıyorum. Kimi zaman çocuk okulda ‘biyoloji’ dersinde duydukları ile şok geçirmiş vaziyette eve geliyor, annesine bir garip bakıyor, babasından uzak duruyor... Kimi zaman da derste anlatılanları tam anlayamamanın şaşkınlığı içinde eve geldiğinde anne babasını soru yağmuruna tutuyor, “Anne, bebekler annesinin karnına nasıl giriyor?” diye okulda anlatılan ve zihninde yarım kalan bilgilerin devamını anne babasından öğrenmeye çalışıyor.

Anne babaların zora düştükleri bu durum maalesef ilköğretim müfredatından kaynaklanıyor. Ve yine maalesef iyi niyet ile ilköğretim 10. sınıf biyoloji dersi içine yerleştirilen, “insan ve hayvanların üremesi” konulu “cinsel eğitim anlatımı” çocuk ruh sağlığına faydadan çok zarar veriyor.

Sanırım yetkililer, “komünist” sistem alışkanlığının bir sonucu olarak, çocukları bir sınıfa doldurup onlara “cinsel eğitim” vermeye çalışırken iyi bir şey yaptıklarını zannediyorlar. Hâlbuki insanın en mahrem hisleri öyle sere serpe ve herkesin içinde konuşulmamalı. Zira aynı yaşta oldukları hâlde çocukların birçoğu aynı gelişim düzeyinde değildir. Kimisi var cin gibi, siz anlatmaya başladığınızda o gülüp geçiyor, “Hocam biz bunları çoktan biliyoruz!” diyor, kimisi ise öğretmenin her anlattığı konuyu kalbi duracak gibi arka sıralarda yüzü kızara kızara dinliyor.

Bütün bunlarla birlikte bir de “çocuklara yönelik cinsel eğitim” seminerleri yapılıyor ki, o da tam bir fecaat. Çocukları “güya” tacizden korumak için başlarına gelebilecek “felaket senaryoları” anlatılıyor ve hatta “Ailenizde de böyle şeylerle karşılaşabilirsiniz, dikkatli olun!” deniyor.

Çok iyi hatırlıyorum bir genç kız böylesi bir “eğitim” programına katıldıktan sonra artık babasının kendisine sarılmasından, öpmesinden şüphe duymaya başladığını ve çok istediği hâlde o günden sonra babasıyla artık yakınlaşamadığını söylemişti.

Olmaz ki böyle…

Yazık yetişen nesillere…

Hâlbuki ergenlik çağındaki bir çocuğa şüphecilik içinde bir “cinsel eğitim” değil, güven duygusu içinde bir “mahremiyet eğitimi” verilmelidir. Nedir cinsel eğitim ile mahremiyet eğitimi arasındaki fark?

Cinsel eğitimde çocuklar topluca bir yere alınır ve öğretmen anlatacağı konuları patır patır anlatmaya başlar. Kimi çocuk kıpkırmızı bir yüzle, kimi çocuk sinsi bir tebessümle öğretmeni dinler. Zil çalıp öğrenciler dışarı çıktıklarında dersin tesiri ile “kakara kikiri” birbirlerine el şakası yapmaya başlarlar. Kızlar bir kenarda gülüşür, erkekler diğer yanda şımarırlar.

Hâlbuki mahremiyet eğitiminde “her çocuk özeldir”, bilgiler topluca verilmez.  Ve bilgiyi çocuğa aktaran kişi öyle rastgele biri değil, çocuğun güven duyduğu bir yakınıdır. Böyle bir yetişkin, vakti geldikçe çocuğa “ihtiyacı olduğu kadar” bilgiyi yavaş yavaş verir.

Bu kişi, kız çocuklarında genellikle anne veya abladır. Çünkü kızlar, ihtiyaç duydukları konuları anneleri ile paylaşmayı ve onlar ile bir kenarda “fısıldaşarak” bilgi edinmeyi severler. Ancak, erkek çocuklarda bu kişi baba veya abi olamaz. Erkek çocukları cinsel bilgileri babadan duymak istemezler. Kırılır içlerinde bir şeyler. Gözlerinde büyüttükleri babalarına karşı bir hayal kırıklığı yaşarlar. Bu nedenle, erkek çocuklara cinsel bilgiler ancak, yaşına yakın bir üçüncü kişi tarafından ve vakti geldikçe verilmelidir. Ve bu kişi evli olmamalıdır.

Görüldüğü gibi, mahremiyet eğitiminde, bırakın çocukları bir sınıfın içine toplayıp “Şimdi size insan üremesini anlatacağım.” diye mahrem konuları uluorta ilan etmeyi,  bilgiyi aktaracak olan kişinin özellikleri bile çocuk ruh sağlığı açısından önemlidir.

Umarım ki, yetkililer, ilköğretim okullarında “biyoloji” dersi adı altında çocuklara “cinsel eğitim” verdikleri için iyi bir şey yaptıkları yanılgısından çıkarlar ve umarım ki, gelecek yıl bu dönemde bunalıma düşmüş çocukların ve ailelerin mesajları gelmez.
 

Önceki Makale
Başarılı öğretmen, öğrencisine derste öğretendir
Sonraki Makale
Ceza ile çocuk eğitimi olmaz

Yorumlar

Yorum Yap!