adem-gunes
Arama Yap
İletişim Duyuru

Diferansiyel hesaplama yapabiliyor musunuz?
 304

Diferansiyel hesaplama yapabiliyor musunuz?

Ya da şöyle sorayım: “Diferansiyel hesaplama ne işe yarar biliyor musunuz?”

Bilmiyorum diye cevap vermezsiniz umarım. Zira en az bir lise mezunu iseniz, size bu konuyu anlatmak üzere günlerce, haftalarca çırpınan matematik hocanızın emeğine yazık etmiş olursunuz.

Emeğe yazık olmasın, ben yine de hatırlatayım: Diferansiyel hesaplama, integral ve türev konusunun bir parçasıdır. Umarım bu sefer de integral nedir diye sormazsınız… İntegral, matematiksel değişkenleri hesap etme yöntemidir. Örneğin ses, ışık veya elektromanyetik dalgalardaki değişiklikleri ölçmek ve yönetmek için kullanılan bir bilimdir.

“Bu ne böyle!” diye şaşırmanıza gerek yok, bunlar bizim eğitim sistemimizde öğrenciye öğretilmeye çalışılan konulardan bazıları.

Ve bu karmakarışık bilgi yumağını, çocuğun aklı bir karış havada olduğu 15-16 yaşlarında öğretmek için uğraşılıyor. Olacak şey mi? Bu yaştaki bir çocuğun ne ilgisi olabilir integral ile, diferansiyel ile… Sonra “çocuk öğrenemiyor” diye hoca sinir olsun...  “Zayıf not getiriyor” diye anne kahrolsun... “Ödevini yapsaydın anlardın” diye baba kriz geçirsin… Ve sonra, “Bizim çocukta öğrenme güçlüğü var galiba” diye psikiyatrlardan ilaç talep edilsin…

Güya matematikte çocuk ne kadar bilgi edinirse, zekâsı o kadar açılırmış. Böylesi bir çağ dışı düşünceden dolayı telef oldu gitti koca bir nesil.

Eğiteceğiz diye, yazık ettik çocuklara. Lise son sınıfa geldiğinde, kendi yaşamının hiçbir yerinde yer almayan, lüzumsuz, ıvır zıvır bir sürü bilgi vermeye kalktık çocuklara… Mide krampları geçirte geçirte üniversite sınavına soktuk onları… Ve sonunda bırakın integral-mintegral hesap etmesini, sınavda normal çarpma, toplama dahi beceremeyecek kadar saflaştı çocuklar…

Çocuk konusunda ciddi çalışmalar yapan Anna Freud, “Yetişkinlerde gördüğümüz nevroz vakalarının tamamına yakınında çocukluk döneminde eğitimde yapılan hataları gördük.” diye tespitte bulunuyor…

Çocuklarını eğitmek adına böylesi katleden ve bu katliama rağmen eğitimde başarıyı bir türlü tutturamayan ikinci bir ülke yok sanırım…  Zira OECD ülkeleri arasında 15 yaş grubu çocukların eğitimde aldığı derslerin onları yaşama hazırlayıp hazırlamadığını ortaya koyan PISA araştırmalarına göre ülkemiz 41 ülke arasında 33. sırada yer alıyor.

Ne kadar üzücü bir sonuç bu…

Çocuğun fıtratını okuyamadı ülkemiz… Onun gereksinimlerine göre değil, günün koşullarına göre müfredatlar hazırlandı… Sonuç da ortada. Bilgi travması yaşattığımız gençlerin kimisi “agresif” olup öğretmenleri ile çatıştı, kimisi “depresif” olup dünyadan koptu…

Belki sadece bir genel kültür bilgisi olabilecek “kurbağaların iç organları”, biyoloji dersi diye liseli gençlere okutuldu yıllarca… Hatta kimi hocalar dersi daha anlaşılır kılabilmek için dereden topladığı kurbağaları masa üzerine yatırıp bacaklarına ve kollarına kürdan batırdı yine bu ülkede… Bir öğretmeninin yüzüne, bir de kurbağanın kürdanla delinmiş bacaklarına bakarak şok geçiren çocuklar yetişti bu ülkede…

Bu akıl tutulmasını düzeltecek bir Allah kulu yok mu ülkemizde diye düşünürken, önceki gün gazetelerde yeni Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın ağzından integral ve türevin yeni eğitim döneminde seçmeli hâle getirileceğini, kurbağanın iç organlarını anlatan konuların da artık müfredattan çıkarıldığını okudum…

Haberi duyunca ne yapacağımı şaşırdım… Şimdiye kadar bu konuları öğreteceğiz diye travma yaşatılmış çocuklar adına üzülsem mi, yeni Türkiye’nin çocukları adına sevinsem mi bilemedim…

Umarım önümüzdeki yılın  müfredatı, “çocukların çocuk olduğunu UNUTMAdan” onların “kişisel ilgi sahasına göre” ve “çocuk merkezli” derslerden oluşur da, çocukların sınav öncesindeki karın ağrıları son bulur…

Yazarın 18 Şubat 2013 tarihli yazısıdır

Önceki Makale
‘Kamelyalı Kadın’lar, kamelyasız mesajlar!
Sonraki Makale
“İyi de hocam nasıl seveceğim?”

Yorumlar

Yorum Yap!