adem-gunes
Arama Yap
İletişim Duyuru

Çocuğa karşı mahcubiyet hissi yitirilirse
 48

Çocuğa karşı mahcubiyet hissi yitirilirse

Önceki gün bir arkadaş telefon etti: “Hocam, biliyorsunuz bizim kız 3 yaşında. Kızımızın araç koltuğuna oturması yasal bir mecburiyet. Ancak koltuğa oturtacağımız sırada ciyak ciyak bağırıyor, tepiniyor… Baş edemiyoruz… Bize bir yol gösterin.”

Sordum: “Araca bindiğinizde siz emniyet kemeri takıyor musunuz?”

Arkadaş biraz mahcup vaziyette cevap verdi: “Öyle bir alışkanlık edinemedim hocam.”

Tebessüm ederek çocuk dünyasını anlatmaya başladım: “Bu yaşlardaki bir çocuğun davranış kazanması, anlatarak, ikna ederek değil, görerek olur… Çocuk neyi görüyorsa öyle biri olur… Yetişkinlerin yapmadığı bir davranış çocuktan istenirse çocuk korkar, kaygılanır ve güvensizlik hissetmeye başlar… O yüzden siz emniyet kemerini takmadan çocuğunuzdan emniyet kemerini takmasını istemek pedagojik olarak oldukça yanlış bir ebeveyn tutumudur.”

Biz yetişkinler nedense yapmadığımız şeyleri çocuklardan istemekten çekinmiyoruz…  Çocuğun karşısında mahcubiyet hissetmiyoruz…

Çok yakın bir arkadaşımla çay içip sohbet ediyoruz… Bir ara arkadaşım günümüz çocuklarının ders yapma konusundaki eksikliklerinden bahseder oldu… Ve kendi çocuğundan örnek verdi: “Hocam, bizim oğlanı oturtup bir saat ders yaptıramıyoruz. Bıraksak akşama kadar televizyon izleyecek, sabaha kadar internette oyun oynayacak. Bir kenara oturup şöyle sakin sakin bir KITAP okumuyor.”

Merak edip sordum: “Evinizin içinde belirli bir KITAP okuma saati var mı? Koltuğun bir kenarına siz, diğer kenarına da eşiniz oturup belli saatlerde KITAP okuyor musunuz?”

Arkadaş ne demek istediğimi anladı ve sustu. Sonra kafasını kaldırıp “İyi de hocam, biz akşama kadar çalışıp çabalıyoruz, kafamız beynimiz bir kelime dahi götürmüyor artık eve vardığımızda.” dedi.

Azıcık dikkat etse, kendi çocuğunun da sabah erkenden evden çıktığını düşünür, akşama kadar okulda zihnen yorulmuş olabileceğini çok rahatlıkla kavrayabilirdi…

Çocuk eğitimi böyle bir şey değil…

Galiba biz, çocuğa karşı “mahcup olma” hissini kaybettik…

Sadece yapmadığımız bir şeyi çocuktan istemek değil, örneğin çocuğa psikolojik şiddet uygulamak da utanç verici bir şey… Ama birçok yetişkin, hâlâ, sokak ortasında çocuğunun kulağından tutup eve doğru götürüyor olmayı bir marifet zannediyor…

Ne garip değil mi?

Birçok anne babaya bakıyorum, hiç mahcup olmadan çocuklarına bağırabiliyor, hakaret edebiliyor… Hâlbuki bu, çok kötü bir çocuk yetiştirme yöntemi… İnsan çocuğuna şiddet uygularken utanmalı…

Utanma ne zaman biter? Kişinin duygu dünyasını hissetme yeteneğini kaybettiğinde…

Eğer bir yetişkinin duyarlılığı yok olursa oturup hep beraber ağlamak gerekir…

Zira duyarlılığı kaybolmuş olan yetişkinin yanında yetişen çocuk da duyarlılığını kaybeder… Duyarlılığını kaybeden kişi, mahcubiyet hissini de kaybeder…

Ve böylesi biri, acınacak kişi olur...

Çocuk dostu valiler

Geçen hafta Çorum’daydık. Çorum Valisi Nurullah Çakır’ın konutunda misafir olduk. Ordu Valisi Orhan Düzgün’ü tanıma fırsatım oldu. Kısacık bir sohbet esnasında kendilerinden birçok şey öğrendim.

Onlar, “Türkiye Çocuk Zirvesi” tarafından çocuklar adına yaptıkları çalışmalar nedeniyle ödüllendirilen valiler.

Sıradanlığın içinde barındırdıkları güçlü yöneticilik yeteneklerini nasıl da doğal olarak kullanıyor olduklarını görmek çok keyif verici idi.

Daha da ötesi, onca yıllık yöneticilik tecrübelerine rağmen, mütevazı kişilikleri ayrı bir hayranlık uyandırdı bende.

Çay içerken samimi bir sohbet oluştu.

Nurullah Bey sohbetin bir yerinde, “Aslında her bir yöneticiye, kendi idaresi altındaki kişilerle nasıl bir iletişim içinde olduklarını gözlemleyip hatalı davranışlarını kendisine gösterecek bir psikolog desteği lazım. Hatta, ve belki de bu hatalı davranışları düzeltmek için yöneticilere ‘drama’ eğitimleri oluşturmak ne güzel olurdu.” dedi.

Onca yıllık yöneticilik tecrübesine rağmen büyüklük taslamadan sunduğu bu teklif, öyle her yöneticinin “ha deyince” söyleyebileceği bir teklif değil.

Kendisine özendim.

Çorumlular adına da sevindim.

Böylesi içten yöneticilerle o şehirde neler yapılmaz ki…

Hatta kimbilir, Çorum ve Ordu’da da Montessori Okulları açılabilir… Tıpkı İstanbul Bahçelievler’de olduğu gibi...
 

Önceki Makale
Adem Amca, benim babam bir canavar!
Sonraki Makale
İnternet oyunları ve ‘yarasa ruhu’

Yorumlar

Yorum Yap!